2015/01/05

Siyah Saçlı Dilber

Elmanın zehirli olduğunu bilmeden görünüşüne aldanarak yiyen prensesin sonunu tahmin edersiniz. Tahmin edemeyeceğiz bir şey varsa hayat öpücüğünü verecek olan beyaz atlı prensin aslında çoktan öldüğüdür.
Çünkü, hırsları ve bencilliği yüzünden insanlığını yitiren cadı planını mükemmel bir şekilde kurmuş, işini şansa bırakmaya da niyeti yoktu.
Sonunu düşünmeden hareket eden siyah saçlı, kırmızı dilber için zor günler başlamış kurtarıcısı karalara bürünmüştü.
Hiçliğin dibinden çıkmaya çabaladıkça daha da dibe batıyor, her kulaç atışında yoruluyor, nefesi tükeniyordu. Medet umarcasına bağırıyor, sesini duyuramıyordu..
Aradan geçen üç gün sonunda cadı nihayet prensesi bataklıktan çıkarmış ama süpürgesindeki tüm taşlarıda ortaya saçmıştı. 'Benim için yaşayacak, ben ne istersem onu yapacaksın eğer dediklerimin dışına çıkarsan bu sefer o bataklıktan çıkamayacaksın ' dedi.
Çaresizliğine çare bulamayan zavallı kız istemeden de olsa kabul etti.
O artık kendini 3 Mart 1870 yılında bırakmış, içinde bir yerlerde benliğini saklayarak cadının isteklerine boyun eğmiştir.
Başlarda insanların sorgulayıcı bakışlarına maruz kalmış fakat kimse yardım elini uzatmamış, bir süre sonra da herkes onu unutup şimdiki haliyle kötü kalpli, gaddar, vicdansız olarak yargılamıştır.
Halbuki o her gece yalnızlığıyla baş başa kalınca her aldığı can, kırdığı her kalp için ağlar olmuş, kimse onun yarattığı cehennem de yandığını görememişti.
Yıllar sonra gençlik iksirini kaybeden cadı ölmüş, siyah saçlı dilber özgürlüğüne kavuşmuş fakat  cadı ondan gençliğini, umudunu, hayallerini almıştı .
Ona tek kalan içinde sakladığı insani duygularıydı.