2015/09/06

Hayatımdaki Deprem

Sude çok heyecanlıydı. Aylarca hazırlandığı konservatuvar sınavına bir gün kalmıştı. Bugün tek düşüncesi yarın hangi kıyafeti giyeceğiydi. Gardolabındaki tüm kıyafetleri deniyor evin içinde dolanıp duruyor annesine -Bu nasıl anne, böyle mi giyinsem? diye sorup duruyordu. İçinden çıkamayacağını anlayan Melahat hanım -Hadi kızım gel birşeyler alalım. diyerek Sude'nin gözlerinin içinin parlamasına neden oldu. Sude hızla odasına gidip şortluyla, t-shirtünü üzerine giyinip holde belirdi. -Ben hazırım anne, haydi gidelim. -Bu ne hız... Geldim kızım geldim. Otobüsle çarşının yolunu tutan anne kız, o mağaza senin, bu mağaza benim ayaklarına kara sular inene kadar dolaştılar. Nihayet sonunda karar verebildiler. Omuzlarını açıkta bırakan toz pembesi bir bluz, altına bilekte biten dar beyaz bir pantolon ve yine bluzuyla aynı tonda topuklu ayakkabı.. Aksesuarlarını da tamamlayıp evin yolunu tuttular. Sude abisi,babası ve annesini salona toplayıp, gitarını çalmaya başladı ve şarkısını söyledi. Tabii ki aile fertleri Sude'nin birden beş yaş büyümüş haliyle adeta büyülendi. Bittiğinde hepsine teker teker sarılıp odasına çekildi. Yatağının karşısında bulunan gardolaba eşyalarını yerleştirip, pijamalarını giyindi ve dua etmeye başladı. Heyecanından iki saat sonra uyandı saat daha üçtü. Sabaha epey vardı. Mutfağa su içmeye kalktığı anda kulakları sağır edercesine bi gürültü koptu.Etraf bir an aydınlanmış, binalar sağa sola yatmaya başlamıştı. Sude adeta küçük dilini yutmuş halde bir oraya bir buraya savruluyordu. En son bacaklarına düşen dolabın canını yakmasıyla acı bir çığlık kopardı. Afallamış halde önce abisi mutfaga geldi. Sude'nin çığlıkları gittikçe kısılmış artık gözünde sadece yaşlar beliriyordu. Babasıyla annesi de nihayet geldi. Hilmi Bey ve Serdar, Sude'nin bacaklarına düşen dolabı kaldırdıklarında bacaklarını hareket ettiremediğini anlamışlardı. Abisi Sude'yi kucakladı. Yere düsen şeyleri tekmelerek kendine yürümek için yol açtı. Anne ve babaları da peşlerinde... Apartmanda herkes depremin şokuyla panik halde, dışarı çıkmaya çalışıyordu. Halbuki dışarısı daha da kotu yıkılan evlerin oluşturduğu toz bulutu, 'sesimi duyan var mı? Kurtarın beni!' iniltileri, ara ara binalardan düşen parçaların sesleri etrafı kaplamıstı. Babası Hilmi Bey arabanın anahtarını almadıgını fark ederek sarsıntı olmasına ragmen tekrar evlerine geri dondu. Arabalarını bulmak için ugrasıyorlar fakat ne mümkun arabanin enkaz yiginin altinda kaldigini çok sonra fark ediyolar. Yürümeye başladılar. Melahat Hanim bi yandan harabeye donen mahallesine bakıyor bi yandan da tüm diğer insanlar gibi robotlasmis halde yürümeye devam ediyordu. Ana yola çıktıklarında onları bir arabanın almasini ümit ederek otostop çekip duruyorlardı. Nihayet Bursa plakalı bir kamyon durdu. Onlarla birlikte yolda bekleyen beş altı kişiyi alarak yola devam etti. Etti derken etmeye çalıştı trafik isiklari yanmiyor, insanlar arabalar yola saçılmış halde trafik zor ilerliyor, herkes çıldırmış gibiydi. Hastaneye yaklaştıklarında kamyoncu : -Çok gecmis olsun agabey buyuk bi felakete yakalandınız, 7.8 siddetinde bi deprem Kocaeli'yi Yalova'yı yerle bir etti yüzlerce yaralı haberi duyuluyor. Helikopterler de yardim için buraya geliyorlarmış. Hilmi Bey'in bu haber karşısında başından aşağı kaynar sular döküldü. Deprem olduğunu anlamıştı ama bu kadar büyük bir felaket olduğunu tahmin edememisti Bi yandan ailesi yaninda olduğu için içene su serpiliyor , diğer yandan da enkaz altında kalanlar için kahroluyordu. Nihayet hastaneye varlıklarından onlarca sıra kuyruğuna girip beklemeye başladılar. Koridorlarda ağlayanlar, feryat edenler, baygınlık geçirenler çoğunluktaydı.. Sıra Sude'ye geldiginde tansiyonuna baktılar. Kızın gözünün önünden o binaların sağa sola yatışı gitmiyor gözleri tek bir noktaya takılmış halde bilinçsizce bakıyor, bacakları da hissiz morarmış halde duruyordu. Tansiyonu düşmüş, neredeyse kalbi duracak halde hemen serum ve ilaçlarla müdahale edilip, müşahede altına alındı. Çekilen röntgen sonucu sol bacağının kırıldığı anlaşıldı ve alçıya alındı. Deprem Sude ve ailesi için bir kırıkla anlatılmış, şehir içinse yüzlerce yaralı, binlerce ölü ve yıkıntı kalmıştı. Hastaneden çıktıklarında İzmir'deki akrabalarının yanına giderek bir daha Kocaeli'ye gelmemek üzere yola çıktılar. Yıllar sonra şehir de herşey değişmiş, acı hafiflemişti. Sude ise geceleri aklından çıkmayan o anla ailesiyle artık bir doktor olarak yaşamaya devam etti.