Aşkın ölümsüzlüğüne inanan adam için artık aşk yoktu varsa da olan sadece seksten ibaretti.
Eros oklarını o kadar yanlış kişiler için kullanmıştı ki, kim için kullandıysa sonunda üzülen o olmuştu.
Okların hedefi olmaktan kurtulmanın yolunu başkalarına oku fırlatmakta buldu.
Geldiği noktada yaşının sayısı kadar, belki de daha fazla kadınla birlikte olmuş, anlık zevklerinin peşinden savrularak o kalpten bu kalbe mesken edinmişti.
Neydi onu bu hale getiren?
Bencilliği mi?
Sevdasına türküler söyleyip, onu düşünmekten uyuyamadığı geceler mi?
'O kadar mutluydu ki onunla...
Ondan başkasını değil gözü görmek, hayallerinde onsuz bir gelecek dahi yoktu. Ne olduysa sevdiği gözünden sakındığı kadın, sudan sebep bahanelerden kavga çıkarmaya başladı. Her kavgada kadın daha da uzaklaştı, adam daha da acı çekti.. En sonunda kadın gitti. Adam parçalanmış kalbiyle ardından gözleri yaşlarla baka kaldı. '
Erkekler ağlamazmış. Öğretilen koca bir yalan. Erkek bir ağlamaya başladı mı hiç susmaz. Ama bir de bir susar ki, bir daha asla aynı duygulara sahip olamaz.
Aslında sevmenin cinsiyeti de olmaz . Güzel seven adamları, güzel seven kadınları üzmemek tüm mesele..